İtikâfın
Mahiyeti, Nevileri ve Teşriî Hikmeti
İtikâf lûgat deyiminde bir şeye devam etmek manasındadır.
Bir şeye devam eden kimseye de mutekif (itikâf yapan) denir. Şeriatta
ise itikâf: Bir mescidde veya o hükümdeki bir yerde itikâf niyeti ile
durmaktan ibarettir.
İtikâflar: Vacib, müekked sünnet ve müstahab nevilerine ayrılır.
Şöyle ki: Dil ile nezredilen bir itikâf vacibdir. Ramazan ayının
son on gününde itikâf, kifaye yolu ile bir müekked sünnettir. Başka
bir zamanda ibadet niyeti ile bir mescidde bir müddet yapılan itikâf da müstahabdır.
Bir itikâfın en az müddeti, İmam Ebû Yusuf'a göre bir gündür.
İmam Muhammed'e göre bir saattır. Bir saat, fıkıh
alimlerine göre, zamanın belirsiz olan az veya çok bir parçası
demektir. Yoksa bir günün yirmi dört saatte biri demek değildir.
(İtikâfın en az müddeti, Malikî'lerce tercih edilen görüşe
göre bir gündüz kadar, bir gecedir. Şafiî'lere göre de, "Sübhanallah"
denilmesinden bir an kadar fazla olan pek az bir zamandır.)
İtikâfın meşru olmasındaki hikmet ve yarara gelince,
bu pek önemlidir. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz
Medine-i Münevvere'ye hicretinden sonra âhirete göçüşlerine kadar her
Ramazanın son on gününü itikâf ile geçirirlerdi.
İhlâs ile olan bir itikâf, amellerin pek şereflisi sayılmaktadır.
Bu sayede kalbler bir müddet olsun, dünya işlerinden uzak kalır ve
Hakka yönelir, birer Beytullah olan mescidlerden birine şu şekilde
devam eden bir mümin çok kuvvetli bir kaleye sığınmış,
kerim olan mabudunun feyiz ve yardım kapısına sığınmış
olur.
İslâm büyüklerinden ünlü Ata demiştir ki: "İtikâf
yapan, ihtiyacından dolayı büyük bir zatın kapısında
oturup dileğini elde etmedikçe buradan ayrılıp gitmem, diye
yalvaran bir kimseye benzer ki, Allah'ın bir mabedine sokulmuş, beni
bağışlamadıkça buradan ayrılıp gitmem demektedir."
Bir müminin her gün azalmakta olan hayat günlerinden faydalanarak böyle
kutsal bir yerde bir zaman ebedî ve ezelî yaratıcısına olanca
varlığı ile yönelip saf bir kalb ve temiz bir dil ile ibadette
bulunması, manevî bir zevke dalması ne büyük bir nimettir.
İtikâf yapan kimse, bütün vakitlerini ibadete, namaza ayırmış
demektir. Çünkü fiilî olarak namaz kılmadığı vakitlerde
de mescid içinde namaza hazır bir haldedir. Bu bekleyiş ise, namaz hükmündedir.
Sonuç
İtikâf sayesinde insanın manevîyatı yükselir, kalbi
nurlanır, simasında kulluk nişanları parlar, İlahî
feyizlere kavuşur. Ne mübarek, ne güzel bir hayat anı!..