Breaking News

Hayırsız Evlat!

y1450847_1656014441323224_1820144397458055084_nÖnümde yazılmayı bekleyen bir yığın konu var. Fakat bir dostumun gönderdiği bir resim beni derinden etkiledi.

Resim bir noktada önemli olmayabilirdi, fakat bir babanın yüreğinden kopan bir haykırış, diğer adı ile serzeniş nasıl yürek parçalamazdı ki? Bu yüzden bütün konuları bir kenara bırakıp bu konuyu yazmaya karar verdim.

Eğer müsadeniz olursa, iki hikaye ile başlamak istiyorum.

TAHTA ÇANAK

Bu hemen hemen hepimizin aşina olduğu, belki de ilkokul kitaplarında okuduğumuz bir hikayedir.

O hikaye şöyle başlıyordu özetle:

Bir çocuk, eline keseri alır ve bir tahta parçasını yontmaya başlar.

Babası:

– Ne yapıyorsun diye sorar?

Çocuk:

– Tahta çanak yapıyorum baba der.

Baba yine:

– Tahta çanağı ne yapacaksın diye sorar?

Çocuk:

– Annem ile sen ihtiyarladığınızda size yemek yedireceğim, der?

Baba dayanamaz:

– Neden diye sorar?

Çocuk istifini bozmadan:

– Siz dedeme şimdi tahta çanak ile yemek yediriyorsunuz ya, der.

Hikaye böyle devam eder.

BEN BABAMI BURAYA BIRAKMIŞTIM!

Evinde dirlik ve düzeni kalmayan ve hanımı ile babası yüzünden devamlı kavga eden bir genç nihayet babasını ıssız bir ormana terketmeye/azıtmaya karar verir.

Bir sabah yatalak babasını sırtına alır ve ormana doğru yola çıkar. Ormanda bu ihtiyar ya acından ölecek, ya kurda kuşa yem olacak, ya da merhametli biri tarafından sahip çıkılacaktır.

Ormanın ıssız bir yerine geldiklerinde baba:

– Yeter oğul, beni buraya bırak der.

Genç adam:

– Niye, diye sorar?

İhtiyar adam:

– Ben babamı buraya bırakmıştım, der.

Genç adam babasını alır ve tekrar evine getürür.

Bu iki hikayenin vermek istediği fikir de aynı. Yani “ne ekersen onu biçersin,” ya da “bir gün sen de ihtiyarlayacaksın.”

HERKES BİR GÜN İHTİYARLAYACAK

Baba, anne, dede ve ninelerini sokağa, yalnızlığa bırakanlar unutmasınlar ki, aynı şeyleri bir gün onlar da yaşayacaklardır.

Kadın olsun, erkek olsun hiçbir fert daima güçlü, eli ayağı tutar olmayacaktır. Dede ve babalarımız, nine ve annelerimiz bizler tarafından nasıl bir muameleye maruz kalmışlarsa, aynısını ve daha fazlasını bizler de evlatlarımızdan görmeye mecburuz. Dahası ektiğimizi biçmeye mecburuz.

Bu bir kanundur. Allah Teâlâ’nın kanunu.

EVLAT VE GELİN

Erkek veya kız bütün evlatlar evleninceye kadar baba ve anneleri için çok güzel hayaller kuruyorlar. Fakat, evlendikleri zaman bir çoğu geçmişte kurdukları hayallerin yanından bile geçmiyorlar. Geçmişi hatırlamıyorlar hiç. Aksine ebeveynlerine zulüm bile ediyorlar.

Bu bazen evlat tarafından bazen de gelin veya damat tarafından yapılıyor.

İSTENMEYEN ANA VE BABALAR

EVLADIN ELİNE DİKEN BATAR, ANNE-BABANIN YÜREĞİ KANAR

Genç erkek ve kızlar, sanki leylek getirmiş ve kendilerinin doğup bugüne gelmelerinde anne ve babanın hiçbir katkısı olmamış gibi davranıyorlar. Bu zihniyet çok ama çok tehlikeli. Kendilerini de bitirecek bir zihniyet.

Kendilerini çok güçlü hissettikleri bu çağa gelinceye kadar çocukların eline diken battığında anne ve babaların yürekleri kanadı. Çocuklar hasta olduklarında anne ve babalar ecel terleri döktüler. Çocuklar gözlerinin önünden kaybolduklarında anne ve babalar ölüp ölüp dirildiler.

Çocukların bunlardan niye haberleri yok?

BİR TEBESSÜM, BİR GÜZEL SÖZ

Güçten düşmüş veya düşmemiş olan anne ve babalar, geleceklerinden emin olmak istiyorlar. İhtiyarladıkları zaman bir sığınak istiyorlar. Evlatları tarafından kol kanat gerileceğinden emin olmak istiyorlar.

Çok mu büyük beklentileri var? Sanmıyorum.

Bir tebessüm, bir güzel söz, sıcak bir yakınlık onları dünyanın en mutlu birer insan ediyor.

Bir evladın bir kez “babam” ya da “annem” demesine muhtaç olan bir yığın anne ve babalar tanıyorum. Bu sözü duyduklarında ise çok mutlu olduklarına da şahidim.

DÖRT OĞUL, DÖRT EV

Dönelim resmimize.

Bir baba sesi çıktığı kadar haykırıyır:

“Tek odaya 4 oğlumu sığdırdım. Bugün, 4 tane evleri var. Ama benim için bir odaları yoktur.”

Bu çığlık sizin için bir şey ifade etmiyor olabilir, ama benim yüreğimi parçaladı. Bu hayhırışın sahibinin çocukları adına üzüldüm. Çünkü, bu zavallı babayı hayal kırıklığına uğratan evlatlar bundan sonra ne dünyada, ne de ahirette iflah olmazlar.

Onlar için hiçbir şeyin güzel olması konusunda garanti yok! Çünkü o bir baba! Çünkü o mazlum durumuna düşürülmüş bir baba! Çünkü evlatları tarafından terkedilmiş bir baba!

ÜÇ KİŞİNİN DUASI

Gençler, genç kızlar!..

Sizler şu üç kişiden hep güzel dualar almaya bakın. Sakın beddua almayın. Onların size beddua etmesine sebep olmayın.

Çünkü şu üç kişinin duası da, bedduası da Allah tarafından geri çevrilmez:

  1. Anne babanın,

  2. Misafirin,

  3. Mazlumun.

Siz siz olun sakın hataya düşmeyin!

KUR’AN VE SÜNNET’TE ANA-BABA HAKKI

Kur’an-ı Kerim ve sünnette ana-baba hakkı büyük yer tutar. Bir ayet ve bir hadisi buraya alarak konuyu noktalamak istiyorum.

Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki:

Allah’a ibadet edin ve o’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.” (Nisa Suresi 36)

Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

Ana-babası, yanında yaşlandığı halde, [onların rızalarını alamayıp] Cenneti kazanamıyanın burnu sürtülsün.” (Tirmizî)

Gerisi evlatlara kalmıştır! Ya ceneti ya da cehennemi seçerler…

Muhammed Mücahid Okcu

www.muhammedmucahid.com

https://www.facebook.com/MuhammedMucahidOkcu

Check Also

Atatürk Havalimanı Saldırısı CIA’in İşi!

Ergün Diler, “CIA ve yine sahte bayrak” başlıklı Atatürk Havalimanı’na yapılan terör saldırısının arkasında kimlerin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com