Breaking News

PKK’nın PYD Kolu ABD’nin Kara Ordusu

c636fa21-ba22-443b-a618-dd42735810c2 (1)Daha önceki yazılarımızda “3. Dünya Savaşı’ndayız, fakat batılılar artık ordularıyla değil, akıl ve kan kusan silahlarıyla geliyorlar. Askerleri de bizden olacak. Onların ülkelerine artık tabutlar gitmeyecek. Kimseye hesap vermek zorunda kalmayacaklar. Öldüren bizden ölne yine bizden olacak” demiştik defalarca. Bu söylediklerimiz tam kaynağından doğrulandı.

“PKK’nın Suriye’deki kolu PYD ABD’nin kara ordusudur.” Bunu ben demiyorum, ABD’li uzmanlar diyor. İsterseniz bu konuyu Bekir Hazar beyden okuyalım.

İşte o yazı:

Takvim’in manşetinde iki fotoğraf vardı dün. Kandil’de PKK üniforması ile poz veren terörist, Kobani’de PYD üniforması giyip, Obama’nın terörle mücadele özel temsilcisine plaket veriyordu.
Teröristten, terörle mücadele uzmanına plaket. Aslında o plaket temsilci nezdine ABD Başkanı Obama’ya verilen bir ödüldü. Minnet ve şükran duygusuydu. Terörist Obama’ya teşekkür ediyordu. İki fotoğraf PKK ile PYD’nin aynı fabrikanın ürünü olduğunu gösteren en güzel belgeydi.
Öfkelenmiştim, dünkü yazımda bu konuyu gündeme getirirken…
ABD “Türkiye’nin PKK ile mücadelesini destekliyoruz” diyor, PYD’ye gelince toz kondurmuyordu. “Siz Kandil’deki teröristleri ÖLDÜREBİLİRSİNİZ” diyordu. Öldürülmelerinde hiçbir sakınca görmüyordu. Hiçbir önemi yoktu bunun. “Ama Kobani’dekiler asla dokunamazsın, bana hizmet ediyorlar ve plaket törenleri bile yapıyoruz” mesajı veriyordu. Delirtici bir durumdu bu. Adam Kandil’de olursa ABD’nin umurunda değildi, hiç düşünmeden öldürülebilirdi. Adam Kandil’den Kobani’ye gelirse onu bağrına basmak ise Washington’un göreviydi. Büyük bir çelişki vardı ortada. ABD elçisi John Bass’a “Bu çelişkiyi Washington’a sor, beni ara” diye çağrı yaptım dün. John aramadı ama bir ABD’li uzmandan telefon geldi. “Olaylara neden tersten bakmıyorsun?” diye söze girdi. “PKK’yı Suriye’de Ruslar kapmak üzereydi. Obama özel temsilci gönderip, bunu önlemeye çalıştı” diye ekledi. Vay be idi durumlar. Amerika ve Rusya, Suriye’de “Terör örgütünü” birbirine kaptırmamak için ter döküyordu.
Müthişti durumlar. Amerikalı uzman devam etti, “PKK’nın Suriye’deki uzantısı ABD’nin kara ordusu artık. Onu kullanıyorlar, DAEŞ ile mücadelede Amerikan askerleri ölmüyor. PKK’lılar ÖLÜME GÖNDERİLİYOR. Daha ne istiyorsunuz?” İlginç ve değişik bir bakış açısıydı bu. Tabi o uzmana hemen pes etmedim, tartıştım. Kobani’ye ABD’den giden silahların nasıl SUR ve Cizre’de yığınak yapıldığını hatırlattım. Madem PKK artık ABD’nin kara ordusuydu, o zaman Kandil’e “Türkiye’ye saldırmayın, YETER” diyecek olan da Washington’du.
Kara Ordusu, çadırında puro içen komutanını mı dinlemeyecekti? Uzun uzun konuştuk. Henry Barkey geldi aklıma…
O bir Ortadoğu uzmanı ve akademisyen.
Aslında akademisyen gözüken çok sayıda kişi bizdeki gibi değildir, ABD’de Devletine çalışır. Bahsettiğim beyefendi de öyle yapıyor.
Woodrow Wilson International Center for Scholars’ta Ortadoğu programının direktörü aynı zamanda. Bir dönem ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Politika Planlama Bölümü’nde çalıştı. Türkiye’nin Kürt Meselesi isimli eseri CIA’nın Ortadoğu uzmanı Graham Fuller ile birlikte kaleme aldı. Gayet normal…
Çünkü kendisi de CIA’ya çalışıyor. Önceki gün Türkiye ile ilgili uzun uzun açıklamalar yaptı. Bana en çarpıcı gelen bölümü satır aralarındaki müthiş itiraflardı. Rakka’nın simgesel olarak DAEŞ’in başkenti olduğunu hatırlatıyordu Henry Barkey. “Eğer Rakka alınırsa örgüte büyük darbe vurulmuş olur” diye ekliyordu. Ve baklayı ağzından çıkarıyordu; “ABD Rakka’yı almayı istiyor.” Hemen ardından bunun kolay olmadığını belirtiyordu. Çünkü Rakka genel olarak Sünni Arap bölgesi. PYD’nin orayı alması Kürtler ve Araplar açısından problem oluşturur. Aynen böyle düşündüğünü söylüyor CIA’ya çalışan akademisyen. Ve ekliyor; “Rakka’ya yapılacak operasyondan büyük rahatsızlık duyduğunu PYD de ABD’ye iletti.” Henry bu rahatsızlığa rağmen PYD’nin buna mecbur olduğunun altını çiziyor. “Çünkü ABD, Avrupa ve Rusya ile iyi geçinmek istiyorlar.
Rakka’ya girecekler, alacaklar, yönetemeyecekler ve çıkacaklar.”
Evet gayet net bir açıklama aslında. CIA uzmanı Henry Barkey “PYD’li Kürtleri Rakka’ya süreceğiz. Onlar DAEŞ’i DAEŞ onları ÖLDÜRECEK” diyor. Kandil’deki PKK’lıların öldürülmesi gibi, Suriye’deki PYD’lilerin de ÖLDÜRÜLMESİ umurlarında değil. Nasılsa tabutlar Washington’a gitmiyor.
Olan eline silah tutuşturulan zavallılara oluyor.
Rakka’ya gidecekler DAEŞ’i öldürürken ölecekler, bölge Araplara kalacak. İşte böyle kullanıyorlar terör örgütlerini. Nasıl olsa bu bölgedeki tabut sayısı dünyanın umurunda değil. Piyonlar toprak altına girdiğinde bir gün savaşın son bulduğunu, hizmet ettikleri sahiplerin savaş uçaklarına binip ülkelerine döndüğünü göremeyecek. Kurtulanlar da Türkiye ile başbaşa kalacak!

Kaynak Takvim

Check Also

Gülen Deccal mi? Şok benzerlik!

FETÖ lideri Fetullah Gülen ile birçok Hadis’lerin uyuşması dikkat çekiyor. 1- Deccal kendini ilk önce …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com