Haberler

Terörü Durdurmanın Yolu

ankara1455751094348Daha önce de söyledik. Ne kadar dikkate alındı bilmiyoruz. Fakat bu terörün durdurulması zor değil. Zor, ama imkansız değil.

Karşınızdaki bir terör örgütünün arkasındaki, gücü, kaynağı ve elindeki silahların geldiği yeri bilmiyorsanız, evet terörü durdurmanız çok ama çok zordur. Çünkü siz ne kadar imha ederseniz edin, teröristin de, paranın da, silahın da yenileri gelir. Tabii çaresiz kalırsınız.

Ya terör örgütünün arkasındaki gücü, gelen yardımı, onları eğitenleri, silahlarının menşeinin, içlerindeki yabancı terörsitlerin milliyetlerini biliyorsanız, terörü yarı yarıya durdurma noktasına gelmişsiniz demektir. Bir vakıayı bilmek çözmenin yarısıdır.

PKK, DHKP-C, FETÖ, DAEŞ ve diğerleri hakkında bilmediğimiz bir nokta bile yok.

Mesela, Ankara Gar, İstanbul Sultanahmet ve dün meydana gelen Ankara Katliamları’nın bilinmeyen bir yönü var mı? Yok!..

Mahir Kaynak hoca gibi sorarak ilerleyelim.

Kim yapar? Kimin işine yarar? Kime zarar verir? Ve tabii kime mesajdır?

Bunlarda gizli kalan bir yön var mı? Yok! Beynimizi kurcalayan bir acaba soru işareti var mı? O da yok! Öyle ise geriye ne kaldı? Tabii ki, harekete geçmek!

Doğu’daki terör de, Batı illerindeki terör olayları da bizi durdurmak için değil mi? Evet!

Her burnumuzu her ileri uzattığımızda bir veya birkaç terör olayı ile bize burnunu geri çek demiyorlar mı? Evet öyle diyorlar!

Ve biz bunların hepisini biliyor muyuz? Evet en ince noktasına kadar biliyoruz.

Öyle ise, bizi hizaya getirmek için pervasızca canımıza, malımıza ve vatanımıza kastedenleri durdurmak için sadece bir adım öne çıkmamız gerekmektedir. Topyekün içerisinde başı dik tutmak ve kararlı olmak gerek!

Batının Hazin Sonu mu?” başlığını taşıyan 4 Ekim 2015 tarihli yazımızda, “Batı’nın aklı hala 1900’lerin başında. Bir asır boyu aynı rüyaları gördüler. Yine aynı hayalleri yaşıyorlar. Aynı kahramanlık hikayelerini başa sarıp tekrar tekrar izliyor, izletiyor, anlatıyorlar.” diye yazmışız.

O tarihlerde başta Abdulhamit han olmak üzere diğer Padişahlar’ın yurtdışındaki gözü kulağı olan insanlarımızı Avrupalılar tek tek bulup şehid ediyorlardı. Yani bizler o tarihlerde çaresizdik. Bugün olduğu gibi dünyanın herbir yanında değildik.

O yazımızda şöyle devam etmişiz.

“Bir asır önceki zaferleri ve yüz yıl boyunca Müslümanlara kusturdukları kan, dökdükleri gözyaşı ve yaptıkları zulüm başlarını döndürüyor. Aynı zaferi yeniden yaşamak üzere yeniden harekete geçtiler.

Unutmasınlar ki, artık biz her yerde varız. Zaman 1900’ler değil, biz de boğazı tamamen sıkılmış olsak da, son nefesimizi vermiş insanlar değiliz.

Dünyanın en küçük ülkelerinde, hatta en küçük adalarında var olan bir milletten, yani Osmanlı Milletleri’nden bahsediyoruz.”

Devlet, dışarıdaki milyonlarca insan gücünü kullanmak istemeyecektir. Çünkü İslam’ın “savaşanlarla savaşılır” prensibi gereği onların düştükleri aşağılık durumların kıyısından, kenarından geçmeyi kendisine yediremeyecektir.

Dünya müstekbirlerinin asla kafalarının basmadığı, ancak bizim devlet geleneğimizde “teröre terörle karşılık verilmez” prensibi ağır basar. Fakat bıçak kemiğe dayanmıştır. Bu bıçak bir şekilde saplandığı yerden çıkarılacaktır/çıkarılmalıdır.

Şehitlerimizin hesabını sormak, gazilerimizin acılarını dindirmek, yakınlarının yüreklerine su serpmek gerekecektir. Bu da her türtü hesabı yapıp düşmanı ininde durdurmakla olur.

Eğer biz terörü durdurmak istiyorsak, önce o terör örgütlerinin arkasındaki güç olan terörist devletlerini durdurmak zorundayız. İçerideki terör, ancak dışarıdaki kafaların kesilmesi ile durdurulur.

Bizi tamamıyle haritadan silmeye veya esir almaya karar vermiş olanlara gereken ders herhangibir şekilde verilmeli. Devlet ahlakı bizi bundan uzak tutacaktır, ama canı yanan millet buna daha ne kadar dayanacak?

Daha şimdiden “biz devlete saygıyı bir kenara bırakıp terör örgütlerinin arkasında varolan güçlere haddini bildirme noktasında harekete geçmeye hazırız. Yeter ki, devletimiz bizi asî ilan etmesin” ifadelerini çok yerde duyuyoruz.

Bu ve bu gibi ifadeler, müstekbirler durmazlar ve devlet terörüne devam ederlerse, dünyanın yıkımı olacağına işarettir.

Terör Devletleri, ektiklerini biçmek gibi bir cezaya razı değillerse, kendilerine bir çekidizen verseler iyi olur! Artık hiçbir Müslümanın kaybedeceği birşeyi yoktur. Bu müstekbirlerin kulaklarına küpe olsun.

Muhammed M. Okcu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*